<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Sağlık</title>
                  <link>http://duyut.com/saglik</link>
                  <description>En güncel Sağlık Haberleri. Son dakika Sağlık haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>Bursa sağlık hizmetlerini depremzedelerin ayağına götürüyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Bursa’da her yıl sisteme kayıtlı 10 bine yakın vatandaşa Evde Hasta Bakım Merkezi aracılığıyla sağlık hizmeti götüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Hatay’da da depremzede vatandaşların sağlığı için canla başla çalışıyor.

BURSA (İGFA) - Hatay’da Türkiye genelinden gelen yardımların dağıtımı, geçici yaşam alanlarının oluşturulması ve seyyar tuvaletlerin kurulması görevlerini üstlenen Bursa Büyükşehir Belediyesi bir yandan da afetzedelerin ihtiyaçlarını gidermeye devam ediyor. 

Yaşanan depremlerde evi ağır hasar gören ve evden çıkarken ayağından yaralanan 59 yaşındaki kalp hastası Vahide Tekin’in yakınları, ‘Bursa Büyükşehir Belediyesi ekiplerine ulaşıp’ sağlık hizmetleri için destek istedi. Bunun üzerine Antakya’da bulunan Büyükşehir Evde Hasta Bakım Merkezi ekipleri, ilçe merkezinden 30 kilometre uzaklıktaki Avsuyu Mahallesi’ne doğru harekete geçti. Burada kız kardeşinin evinin bahçesinde kurdukları çadırda yaşayan Vahide Tekin’e ulaşan ekipler, gerekli müdahaleyi yaptı.

Merkezden uzakta oldukları için tedavisini gerçekleştiremediğini söyleyen Vahide Tekin “Deprem anında evden çıkarken, cam kırıklarına bastım. Ayağımda büyük kesikler oluşmuştu. Evimiz çok büyük hasar gördüğü için Avsuyu’na, kız kardeşimin yanına geldim.  Burada da sadece bir kez ayağımı pansuman yaptırabildim, o da ilk gündü. Sonrasında Bursa Büyükşehir Belediyesi ekipleri geldi. Çok teşekkür ederim” dedi.

Ekipler, yaptıkları tedavinin ardından, Vahide Tekin’in ihtiyaç duyduğu ilaçları da teslim ederek merkeze döndü.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/bursa-saglik-hizmetlerini-depremzedelerin-ayagina-goturuyor-1677761160-78-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/bursa-saglik-hizmetlerini-depremzedelerin-ayagina-goturuyor-1677761160-78-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/bursa-saglik-hizmetlerini-depremzedelerin-ayagina-goturuyor-1677761160-78-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/bursa-saglik-hizmetlerini-depremzedelerin-ayagina-goturuyor-1677761160-78-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bursa-saglik-hizmetlerini-depremzedelerin-ayagina-goturuyor-4603</link>
                                <pubDate>Thu, 02 Mar 2023 15:38:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>BÜYÜKKILIÇ: “SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN HAKKINI ÖDEYEMEYİZ”</title>
                                <description><![CDATA[Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Başkan Büyükkılıç, “Önce pandemi, sonrasında deprem afetinin ardından yürütülen mücadelede her zaman ön safta yerlerini alan sağlık çalışanlarımızın hakkını ödeyemeyiz” dedi.

Fedakârca görev yapan sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı tebrik eden Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, mesajında deprem afetinin ardından yürütülen mücadelede sağlık çalışanlarının bir kez daha önemine işaret etti.

Başkan Büyükkılıç, doktor bir belediye başkanı olarak, görevini layığıyla yapan meslektaşlarının ve tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak, “Bir doktor başkan olarak yurdumuzun dört bir köşesinde insanımız için, sağlığımız için görev yapan sağlık çalışanlarımıza minnet duyuyor, şükranlarımı sunuyorum. Sağlık çalışanlarımız, kendi sağlıklarını ve yaşamlarını da tehlikeye atarak canla başla mücadele ediyorlar. Önce pandemi, sonrasında deprem afetinin ardından yürütülen mücadelede sağlık çalışanlarımız gece gündüz çalışarak, ailelerinden uzak kalıp, büyük bir mücadele örneği veriyorlar. Hep ön safta yerlerini alan sağlık çalışanlarımıza tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”

Türkiye yüzyılının en iddialı alanlarından birisinin de sağlık olduğuna dikkat çeken Büyükkılıç, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi Türkiye Yüzyılımızın en iddialı alanlarından biri de sağlıktır. Biz sağlık için varız, biz insanlar ve hizmet için varız. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle sağlık alanında özveri ile gayret içerisindeyiz. Fedakârca görev yapan hem sağlık çalışanlarımıza, hem de Sağlık Bakanımıza minnettar olduğumuzu belirtiyorum” ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda yerel yönetimler olarak turizmde, sporda, eğitimde, kültürde, sanatta ve bilimde olduğu gibi sağlık alanını da çok önemsediklerine vurgu yapan Başkan Büyükkılıç, mesajında şunları söyledi:

“Kayseri’miz çok şükür sağlık ile anılan, sağlık turizmi potansiyeli çok yüksek olan, sağlık altyapısı da güçlü olan bir şehirdir. Yerel yönetimler olarak Kanser Hastalarına Tedavi Sonrası Bakım Merkezi, bir diğer adıyla Hospice projemizden, Hasta ve Hasta Yakınları Misafirhanemize, insan ve sağlık odaklı projemiz olan Glütensiz Kafe’den Sağlıklı Yaşam Merkezi’ne, Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Besime Özderici Engelsiz Yaşam Merkezi’mize kadar sağlık alanında yaptığımız ve yapmakta olduğumuz projelerimiz ile sağlık alanına özel önem veriyoruz.”

Mesajında, ‘Sağlık çalışanlarımızın hakkını ödeyemeyiz’ diyen Büyükkılıç, “Bu vesileyle sağlıklı bir Türkiye için çalışmış, çaba göstermiş, hayatını kaybetmiş olan sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, insanlığın geleceği için hayatını ortaya koyan sağlık çalışanlarına başarılar diliyor, 14 Mart Tıp Bayramı'nı tebrik ediyorum” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/1-e-1678694190.jpeg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/1-e-1678694190.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/1-e-1678694190.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/03/1-e-1678694190.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/buyukkilic-saglik-calisanlarimizin-hakkini-odeyemeyiz-4678</link>
                                <pubDate>Mon, 13 Mar 2023 10:55:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kontrolsüz diyabet 'diş'li hastalığa yol açıyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor. Diş ve dişetindeki iltihap, kalp hastalığı riskini artırıyor

ANKARA (İGFA) - Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor. Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere ağız sağlığının doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunun unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek büyük önem taşıyor” dedi. 

Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Dr. Eda Özdere “Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur” açıklamasında bulundu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/kontrolsuz-diyabet-dis-li-hastaliga-yol-aciyor-1680896320-385-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/kontrolsuz-diyabet-dis-li-hastaliga-yol-aciyor-1680896320-385-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/kontrolsuz-diyabet-dis-li-hastaliga-yol-aciyor-1680896320-385-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/kontrolsuz-diyabet-dis-li-hastaliga-yol-aciyor-1680896320-385-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/kontrolsuz-diyabet-disli-hastaliga-yol-aciyor-4865</link>
                                <pubDate>Sat, 08 Apr 2023 11:30:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Diş beyazlatma kalıcı çözüm değil</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Elif Banu Özkan, diş beyazlatmanın kalıcı çözüm olmadığını söyledi.

Batuhan ALKAN - Herkes Duysun / BURSA (İGFA) - Herkes Duysun TV’de Nesrin Gülen'in hazırlayıp sunduğu "Sağlık Meydanı" programına Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Elif Banu Özkan konuk oldu.

 

Ağız ve Diş sağlığı hakkında bilgiler veren Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Elif Banu Özkan,  sararan dişler için beyazlatma işleminin kalıcı çözüm olmadığını vurguladı.

Dişlerdeki sararmalar için beyazlatma yaptırmaları önerildiğine dikkati çeken Özkan, "Ancak beyazlatmanın kalıcı bir çözüm olmadığı bir gerçek. Sigara kullanımına devam edildiği takdirde aynı sorunların tekrar ortaya çıkabilir. Kalıcı bir çözüm için, beyazlatmadan sonra sigarayı bırakmak veya düzenli olarak beyazlatma yaptırmak önerilir" dedi.

DİŞ ÇEKİMİ SONRA SİGARA İÇİLMEMELİ

Genellikle 18-20 yaş arasında çıkmaya başlayan 20 yaş dişlerinin, ağızda yeterli boşluk veya yükselik olmazsa gömülü veya yarı gömülü olarak kalabildiğini belirten Özkan, "Gömülü kaldığında, diğer dişlerle etkileşime geçerek ağrıya neden olabiliyorlar. Kontrol edilmeleri ve rahatsızlık veriyorsa çekilmeleri gereklidir." dedi.

Diş çekimi sonrası hastaların pıhtı oluşumunu engellemek için tükürmemeleri gerektiğinin altını çizen Özkan, sigara kullanan hastaların diş çekiminden sonra birkaç gün sigara içmemeleri, yaranın daha çabuk iyileşmesine yardımcı olabileceğini ve çekim yapılan bölgeye de yumuşak dokulu bir fırça ile diş temizliği yapılmasını önerdi.

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/dis-beyazlatma-kalici-cozum-degil-1681382986-77-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/dis-beyazlatma-kalici-cozum-degil-1681382986-77-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/dis-beyazlatma-kalici-cozum-degil-1681382986-77-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/dis-beyazlatma-kalici-cozum-degil-1681382986-77-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/dis-beyazlatma-kalici-cozum-degil-4957</link>
                                <pubDate>Thu, 13 Apr 2023 13:49:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bayramda tatlı tüketimine dikkat!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Bayramın olmazsa olmazı tatlıların tüketimi için Diyet Uzmanı Derya Eren uyarılarda bulundu.

İSTANBUL (İGFA) - Bayramın; ikramların arttığı, şerbetli tatlıların yoğunlukta olduğu bir dönem olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “İçeriği kadar tüketilen tatlı miktarı da çok önemli. Kilo almamak ve kiloyu korumak için bayram boyunca en fazla 2 - 3 defa tatlı tüketilmeli" dedi.

En fazla bir kez şerbetli tatlı yarım porsiyon şeklinde tüketilebilir ve diğer tatlı seçeneklerinin sütlü tatlılardan oluşabileceğine dikkati çeken Derya Eren, "En önemli nokta ise tatlı tüketildiği gün beslenmeye de dikkat edilmeli. Tatlı tüketileceği gün, sabah kahvaltıda ekmek tüketilmemeli ve proteinli kahvaltı yapılmalı. Yumurta, peynir, zeytin veya ceviz içi ile söğüş sebze, bol mevsim yeşillikleriyle birlikte tüketilmeli" diye konuştu.

 

Ramazan döneminde uzun süren açlık, 2-3 öğün tüketimi ve öğün tüketim saatlerinin akşam, gece olması sebebiyle günlük rutin beslenmesinden çok farklı olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Beslenme düzeninin normal günlük hayata uyarlanması için yavaş geçişler olmalı. Öğün sayısı yavaş yavaş artırılmalıdır. Önce sabah, öğle, akşam şeklinde günde 3 öğün planlanmalı. Ardından 1-2 ara öğün eklenerek günlük öğün sayısı 4-5’e çıkarılmalıdır. Öğün içerikleri ise tatlı tüketimine bağlı olarak değişmekle birlikte 3 temel ana öğün mutlaka yapılmalı” dedi.

BAYRAMDA GÜNLÜK BESİN TÜKETİMİ PROTEİN AĞIRLIKLI OLMALI

Yumurta ve peynir ile kahvaltı, öğle yemeklerinden biri sebze, diğeri mutlaka et, tavuk, balık ve baklagiller gibi protein kaynağı besinlerden oluşması gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Ara öğün olarak mutlaka meyve tüketilmeli. Günlük 2-3 porsiyon meyve tüketimi ile vücudumuzun glikoz ihtiyacını sağlayarak, tatlı krizlerini ve isteğini azaltmış oluruz. Meyveleri kavrulmamış kuruyemişler: fındık, badem, ceviz gibi besinlerle veya süt grubuyla birlikte tüketerek kan şekerimizi de dengelemiş olur ve tokluk süremizi de uzatabiliriz. Meyveleri tek başına değil kuruyemişeler ve süt grubu besinlerle tüketmeniz daha uygun olur” açıklamasında bulundu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat-1681816085-89-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat-1681816085-89-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat-1681816085-89-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat-1681816085-89-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat-5028</link>
                                <pubDate>Tue, 18 Apr 2023 13:42:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Tüp mide ameliyatı ile obeziteye son</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Nev Anadolu Genel Cerrahi Bölümünden Op. Dr. Umut Kerimoğlu, obeziteyle mücadelede en çok kullanılan yöntemlerden biri olan tüp mide ameliyatı hakkında bilgiler verdi.

BURSA (İGFA) - Obezite ile mücadelede en çok kullanılan cerrahi müdahale yöntemlerinden biri mide küçültme (tüp mide) olarak öne çıkıyor.

Nev Anadolu Genel Cerrahi Bölümünden Op. Dr. Umut Kerimoğlu, tıbbi adı “Laparoskopik Sleeve Gastrektomi” olan tüp mide ameliyatı hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Dr. Umut Kerimoğlu, “Laparoskopik (kapalı) olarak karnın üzerinde küçük delikler açılması ve bu deliklerden kamera yardımı ile midenin %80 ile %85 alınması ile gerçekleştirilir. Mide küçültme ameliyatı ile yüzde 80’i alınmış olan mide, ince bir tüp şekline benzer bir hal alır. Diğer cerrahi yöntemlere göre daha kolay yapılan tüp mide ameliyatı midenin besin alma kapasitesini yüksek oranda azaltır. Midenin boyutu küçüldüğünden, kişi az miktarda yemek yedikten hemen sonra tokluk hissi yaşar. Daha az yenildiği için, kilo verilir. Açlık hissi de azalır” diye konuştu.

Ameliyat sonrası iyileşme süresi

Ameliyat sonrası iyileşme süresi hakkında da bilgiler veren Dr. Kerimoğlu, “Bu durum, ameliyattan ameliyata değişkenlik gösterir. Ameliyattan sonra tamamen iyileşme süresi ortalama olarak üç ila altı haftadır. Bunun ortalama bir zaman olduğunu ve iyileşmenin bazen daha kısa veya daha uzun sürebileceği de unutulmamalıdır” dedi.

Kimler tüp mide ameliyatı olabilir?

Op. Dr. Umut Kerimoğlu açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Tüp mide ameliyatı, yeme davranışına dayalı olarak veya hastanın kendi tercihlerine göre seçilebilir. Ancak örnek verecek olursak, bağırsağın uzunluğu veya önceki karın ameliyatından dolayı mide baypasının güvenli olmaması durumunda da tercih edilebilir. Tüp mide ameliyatı çok aşırı derecede obez (60’ın üzerinde BKİ) kişiler için de uygundur diyebiliriz.”
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/tup-mide-ameliyati-ile-obeziteye-son-1682762923-925-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/tup-mide-ameliyati-ile-obeziteye-son-1682762923-925-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/tup-mide-ameliyati-ile-obeziteye-son-1682762923-925-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/tup-mide-ameliyati-ile-obeziteye-son-1682762923-925-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/tup-mide-ameliyati-ile-obeziteye-son-5145</link>
                                <pubDate>Sat, 29 Apr 2023 13:07:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Gastroenterolojide belirtiler hafife alınmamalı</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, gastroenteroloji hastalıklarında belirtilerin hafife alınmaması uyarısında bulundu.

Gülsüm YILDIRIM/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) - Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, gastroenteroloji hastalıkları hakkında açıklamalarda bulundu.

Gastroenterolojinin iç hastalıklarından sonra ortaya çıkan bir yan dal olduğunu söyleyen Kara,  “Yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları ve pankreas hastalıklarıyla ilişkili bir bilim dalıdır. Takip gerektiren hastalıklar azdır. Hastalar belirtileri hafife almamalıdır, mutlaka gastroenteroloji ile ilişkili olduğu düşünüldüğü bir belirti varsa bu işin profesyoneline gitmelidir” dedi.

“HASTALIKLARIN KENDİNE AİT PEK ÇOK BELİRTİLERİ VAR”

Gastroenterolojinin mide-bağırsak sistemi, karaciğer gibi birçok sayıda hastalıkla ilgilendiğini belirten Kara, “Hastalıkların bir kısmı organik patolojidir, gözle görülen selektör hastalıklardır. Mide ülseri veya reflü hastalığı buna bir örnektir.  Bir kısım hastalıkların da gözle görülür bir bulgusu yoktur, sadece belirtilerle kendini ortaya çıkarır. Bunlara da ‘bağırsak- beyin etkileşim bozukluğu’ denmektedir. Kaygı, endişe, stres gibi durumların ortaya çıkardığı hastalıklardır. Dolayısıyla bu hastalıkların kendine ait pek çok belirtileri vardır. Polikliniğe en çok şikayetle gelen hastalıklarımızın midesinde yanma, ekşime, reflü, kabızlık, ishal, karın ağrısı; karaciğerle alakası daha seyrek olan şikayet halsizlik, safra yollarında taş, sarılık, karın ağrısı gibi belirtileri mevcuttur” diyerek açıklamalarına devam etti.

“ULTRASON ÇOK GÜZEL BİR TANI ARACIDIR”

Gastroenteroloji muayenesi hakkında bilgi veren Kara, “Şikayetle gelen hastadan, hikayesine göre çeşitli testler istenmektedir. Sağlıklı bireylerde takip amaçlı yaptığımız şey ise sadece kalın bağırsak veya kanser taramasıdır. Bu tarama cinsiyeti fark etmeksizin ailesinde veya kendisinde kanser bulgusu olmayan insanlara 45 yaşta kolonoskopi ile başlar. Ancak midesinde yanma veya ekşime şikayetinde bulunan hasta muayene edildikten sonra özellikle 40 yaş üstü ve yeni başlamış semptomlar varsa mutlaka endoskopik işlem tavsiye edilir. Ancak daha genç veya daha uzun süreli şikayeti olan hastalarda düşünülen tanıya göre tedavi edip şikayetlerin tekrar etmesi durumunda yine endoskopik işlem önerilebilir. Eğer karaciğerle ilgili sorun olduğu düşünülürse kan ile veya görüntüleme ile ilişkili testler uygulanır. Örneğin safra yolları ile ilgili bir problem olduğu düşünülürse ve yemekten sonra oluşan ağrının sırta vurması şikayeti, safra kesesinde taş düşürüldüğünü belirtir. Bu durumda ultrason çok güzel bir tanı aracıdır. Yine muayenede de midede veya karnın üst tarafına baskı uygulandığında ağrı bulgusu olabilir. Ancak safra kesesini görüntülemede asıl belirleyici unsur ultrasonografidir. Gastroenterolojiye ait hastalıkların her biri için iyi bir hasta dinlemesinden sonra ayrı ayrı karar verilir” ifadelerini kullandı.

Bağırsak-beyin etkileşimi bozuk denilen hastalıkların kronik hastalıklar olduğunu fakat bunların ilerlemediğini ve herhangi bir hastalığa da dönüşmediğini ifade eden Kara, “Sık görülen reflü hastalığının sadece özel bir yüze dönüşmesi vardır eğer baretüzü foks yoksa hiçbir şeye dönüşmez. Hepatit-b hastasının karaciğerde iltihap oluşturmuş bir enfeksiyonu varsa da ve bu durum zamanında tespit edilip tedavi edilmezse karaciğer sirozuna, karaciğer yetmezliğine, karaciğer kanserine kadar gidebilir. 45 yaşındaki bireye hiçbir şikayeti olmasa dahi kolonoskopik tarama yapmak gerekiyor. Eğer bu tarama yapılmazsa başka organlara sıçramış bir kalınbağırsak kanseri ile karşımıza gelebilir” dedi.

“KOLONOSKOPİ İÇİN 2 VEYA 3 GÜNLÜK DİYET ÖNERİSİ OLABİLİR”

Kolonoskopi işlemi için kalın bağırsağın temiz olması gerektiğini söyleyen Kara, “Bunun için de bazı kalın bağırsak boşaltıcı ‘laksatif’ denilen ilaçlar verilir. 2 veya 3 günlük diyet önerisi olabilir, hasta beslenmesine dikkat etmeli ve bazı gıdalardan uzak durmalı, sıvı ağırlıklı beslenmesi önerilmektedir. Hasta, tüm bunlara düzenli bir şekilde uyduktan sonra gerekli işlem için hazır demektir. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde ise hastanın 6-8 saat açlığı yetmektedir” dedi.

“Komplikasyon son derece nadirdir”

Endoskopik işlemlerin özellikle üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve kolonoskopinin oldukça güvenilir işlemler olduğunu vurgulayan Kara, “Komplikasyon son derece nadirdir. Sık görülen komplikasyon özellikle ağrıdır. İşlem sırasında bağırsaklara hava verilir bu durumda bağırsak gerilmesine bağlı ağrılar oluşabilir. Ek bir işlem olmadığında bu işlem için komplikasyonsuzdur denilebilir” ifadelerini kullandı.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, reflü hastalığı ve belirtileri hakkında şöyle konuştu:

“Reflü hastalığı, toplumun 5’te 1’inde görülen bir hastalıktır. Tipik belirtisi göğüse doğru bulantı ve kusma olmadan istemsiz bir şekilde mide içeriğinin yemek borusuna doğru çıkması, göğüs arkasında yanma ve ağrı oluşturmasıdır. Nadir olarak boğaz ağrısı ve öksürük de belirtileri arasında yer alır. Reflü hastalığının farklı belirtileri olduğu gibi diş ve diş eti sorunlarına sebep olabilir. Reflü hastalığı, kronik bir hastalıktır, ilaçlar sadece semptomları baskılamaya yarar, yemek borusunda hasar oluşmuşsa o hasarı da düzeltir ancak hastalığı ortadan kaldırmaz. Bu yüzden reflü hastalığının asıl tedavisi yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmaktır. Örneğin bu hastalar yemeklerini az ve yavaş yemelidir, yatmadan en az 3 saat önce yeme-içme işlemini bırakmış olmalılar, özellikle gece rahatsız eden belirtiler varsa yatağın baş tarafını meyillendirmek şeklinde düzeltebilir. Özel bir beslenme diyeti yoktur, yemek yedikten sonra uzanmamak, az ve sık yemek yemek, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durmak, hastaya dokunan şeylerden uzak durması  gerekmektedir. Bu dokunan şeyler bazen günlük yapılan işler de olabilir. Mesela ayakkabı bağlamak gibi, hasta burada çömelerek işini yapmalıdır. Hasta sigara içiyorsa mutlaka bırakmalıdır.”
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/gastroenterolojide-belirtiler-hafife-alinmamali-1682771783-189-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/gastroenterolojide-belirtiler-hafife-alinmamali-1682771783-189-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/gastroenterolojide-belirtiler-hafife-alinmamali-1682771783-189-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/04/gastroenterolojide-belirtiler-hafife-alinmamali-1682771783-189-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/gastroenterolojide-belirtiler-hafife-alinmamali-5139</link>
                                <pubDate>Sat, 29 Apr 2023 19:00:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>65+'da hastaneye yatış nedeni kalp yetersizliği</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği, tüm dünyada çığ gibi büyüyen kalp yetersizliğine dikkat çekmek için ünlü oyuncu Sarp Apak ve eski basketbol oyuncusu Serdar Çağlan'ın da katılımı ile “Kalp Yetersizliğine Blok, Hayata 3 Sayı!” etkinliğini düzenledi.

İSTANBUL (İGFA) - Hastaneye başvuran her 2 hastadan 1'inin sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitirdiği kalp yetersizliği; aynı zamanda 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni olarak saptanıyor.

Bu gerçeğe dikkat çekmek amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) her yıl ülkemizde mayıs ayının ilk haftasında, “Kalp Yetersizliği Haftası” kapsamında etkinlikler düzenliyor. Dernek bu etkinliklerde kalp yetersizliğinde farkındalık yaratmak adına hastalıkla ilgili güncel veri ve tedavi yöntemlerini kamuoyu ile paylaşıyor.
 
Türk Kardiyoloji Derneği son olarak AstraZeneca Türkiye ve Roche Diagnostik Türkiye'nin koşulsuz destekleriyle İstanbul Ahmet Cömert Spor Salonu'nda, Kalp Yetersizliği Haftası'na özel “Kalp Yetersizliğine Blok, Hayata 3 Sayı!” sloganıyla basketbol temalı bir etkinlik düzenledi. Ünlü oyuncu Sarp Apak ve eski basketbol oyuncusu Serdar Çağlan'ın da katıldığı etkinlikte hastalıkla ilgili önemli bilgiler katılımcılar ile paylaşıldı.

Etkinlikte konuşan Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Kalp yetersizliği hayat boyu tedavi gereksinimi, sık hastaneye yatma ihtiyacı, çoklu ilaç tedavi gereksinimi, komplike ve pahalı cihaz tedavisi uygulamaları nedeniyle hasta, hasta yakınları, sağlık çalışanları ve de sağlık ekonomisi üzerine çok büyük yük getirmektedir. Bundan dolayı tüm dünyada ve ülkemizde kalp yetersizliği ile mücadele için acil eylem planlarının uygulanması büyük önem taşımaktadır. Çünkü tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir hastalık olan kalp yetersizliği hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerde giderek artmaktadır. TKD olarak biz de her yıl Avrupa ile eş zamanlı olarak ülkemizde aktiviteler düzenleyerek bu hastalık ile ilgili hem farkındalığı artırmak hem de hasta, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarını bu konuda bilgilendirmek için var gücümüz ile çalışıyoruz. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak ve ileri olgularda yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek ve bu hastalık ile mücadele etmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

KALP YETERSİZLİĞİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kalp yetersizliğinin başlıca belirtilerine ve tedavi yönetmelerine de değinen Çelik şunları kaydetti:

"Nefes darlığı, vücutta şişlik, halsizlik ve efor kapasitesinde azalmalar bu hastalığın belirtileri olabilir. Kalp yetersizliğine yol açan nedenler arasında koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet, kalp kapakçık hastalıkları, enfeksiyonlar, genetik etkenler, kalbe yan etkide bulunan ilaçların maruziyeti sayılabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar için birçok tedavi seçeneği bulunmaktadır. Geldiğimiz noktada kalp yetersizliği olan hastanın durumunun ciddiyetine göre ilaç tedavisinden kalp destek cihazlarına ve nakile kadar birçok imkândan faydalanabiliyoruz. Kalp yetersizliğinden dolayı artmış olan ölüm riskini azaltan, hastalığın kötü ve olumsuz olan seyrini yavaşlatabilen, bazen de iyi yönde değiştirebilen birçok ilaç tedavisinin yanı sıra kalp yetersizliğinde ani ölümlere neden olan ritim bozukluklarını şok verip düzelten ve kalbin yeniden senkronize bir şekilde çalışmasını sağlayan kalp pilleri mevcuttur. Ağırlaşmış ve ileri kalp yetersizliği olan insanlarda da kalp destek cihazları, yapay kalp ve kalp nakli devreye girmektedir. Ülkemizde bu tedavilerin hemen hepsi yapılabilmektedir. Kalp yetersizliğini tedavi edebilmekten daha da değerli olan bu hastalığın henüz başlamadan önlemini alabilmektir. Kalp yetersizliği ile sık görülen hastalıkları ve kalp yetersizliğine neden olan muhtemel hastalıkları olan bireylerin bu hastalıkları ile ilgili etkin ve düzenli bir tedavi almaları halinde kalp yetersizliğine yakalanma olasılıklarının düşeceği aşikardır. Dolayısıyla kalp yetersizliği ile mücadele ilk olarak kalp yetersizliği olmayan fakat diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalığı gibi kalp yetersizliğine yol açan hastalıkları olan kişileri iyi tedavi etmekle başlamalıdır. Kalp yetersizliği ile mücadelenin ana hedefi buraya kaydırılmalıdır.”
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/65-da-hastaneye-yatis-nedeni-kalp-yetersizligi-1683290357-642-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/65-da-hastaneye-yatis-nedeni-kalp-yetersizligi-1683290357-642-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/65-da-hastaneye-yatis-nedeni-kalp-yetersizligi-1683290357-642-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/65-da-hastaneye-yatis-nedeni-kalp-yetersizligi-1683290357-642-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/65da-hastaneye-yatis-nedeni-kalp-yetersizligi-5226</link>
                                <pubDate>Fri, 05 May 2023 15:29:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Şeker tüketimini azaltan etkili öneriler...</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şekerin mutlaka sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük alınan enerjinin yüzde 5’inden daha azı şekerden gelmelidir. Paketli gıdalardan da farkında olmadan şeker aldığımızı unutmamalıyız" uyarısında bulundu.

İSTANBUL (İGFA) - Vücudumuzun enerji kaynağı olan şekeri doğru besinlerden almamak ve tüketimini abartmak ciddi sağlık sorunlarıyla sonuçlanabiliyor.

Günlük beslenmemizde şekerden tümüyle kaçınmak neredeyse imkansız olsa da paketli gıdaları satın alırken şeker oranı en düşük olan yiyecekleri tercih etmeye özen gösterebiliriz.

Bu noktada etiket okuryazarlığı oldukça önem kazanıyor. Paketlerde yer alan besin etiketlerini inceleyerek şeker içermeyen veya düşük oranda içerenleri seçebiliriz.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şeker alışkanlığını bırakmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

 

ÖĞÜN SAATLERİNİZİ KENDİNİZE GÖRE BELİRLEYİN

Günde kaç ana öğün ya da ara öğün yapmanız gerektiğine; vücudunuzdan gelen açlık, tokluk veya tatlı isteği gibi sinyalleri dikkate alarak karar verin. Örneğin, hergün ikindide tatlı krizi yaşıyorsanız, öğle yemeğini atlamanın ya da öğle yemeğinden sonra uzun açlığın dezavantajını yaşıyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu durumda öğle yemeğini ihmal etmeyin ya da yediyseniz öğleden sonra meyve veya ceviz gibi bir atıştırma yapmayı deneyin. Bu şekilde kan şekerinizi dengede tuttuktan sonra tatlı istekleriniz devam ediyorsa kendinize alışana kadar biraz zaman tanıyabilir ya da tatlı isteğinizin altında yatabilecek diğer sebepleri araştırabilirsiniz” dedi.

GÜNDE 2-3 PORSİYON MEYVE TÜKETİN

Düzenli meyve tüketmek, ihtiyaç duyulan şeker tadını meyvelerden alarak, zamanla diğer şekerli besinlerin tüketilmesinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Diyabet hastası değilseniz, günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeyi alışkanlık edinin. Burada önemli olan, bir porsiyon meyvenin bir yumruk büyüklüğü meyve olduğunu unutmamanız ve meyve yemeyi akşama bırakmıyor olmanız.

TARÇININ TADINDAN FAYDALANIN

Tatlı tada sahip bir baharat olması nedeniyle meyvelere veya süte eklediğinizde tarçının sağlayacağı tat, şeker isteğinizi baskılayabiliyor. Dilimlediğiniz meyvelerin üzerine tarçın serperek veya gece geç saatte tatlı isteğiniz oluyorsa bir su bardağı süte tarçın ekleyerek tatlı isteğini bastırabilirsiniz.

 

SU İÇMEYİ UNUTMAYIN

Susama ve açlık sinyalleri bazen birbiriyle karıştırılabiliyor. Susuzluğun açlık veya tatlı isteğiyle karışmaması için yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun. Kilonuzu 35 ml ile çarparak günlük su ihtiyacınızı bulabilirsiniz.  

DOĞRU KARBONHİDRATLARI SEÇİN

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, tükettiğiniz karbonhidrat türünün de tatlı isteğinizi tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Örneğin pirinç ve patates gibi karbonhidratlar kan şekerinizin hızlıca yükselip sonrasında hızlıca düşmesine neden olabiliyor. Bu durum kan şekerini dengelemek için tatlı atağına yol açabiliyor. Bunun aksine, tam tahıl ekmek ve bulgur gibi karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara yol açmıyor ve tatlı isteğini tetikleme olasılıkları daha düşük oluyor.”

SÜT ÜRÜNLERİNİ İHMAL ETMEYİN

Süt ürünleri hem içeriğindeki protein hem de laktoz sayesinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Gün içerisinde uzun süre aç kaldığınızda süt, yoğurt veya kefir gibi bir süt ürünü tüketerek tatlı isteğinizin önüne geçebilir, aynı zamanda kalsiyum ve protein gereksiniminizi karşılayabilirsiniz.

 

KAHVALTI VE ÖĞÜNLERDE PROTEİNİ UNUTMAYIN

Yeteri kadar protein tüketmek kan şekerinizin dengede kalmasına ve tok hissetmenize yardımcı oluyor. Dolayısıyla eğer karbonhidrat ağırlıklı besleniyor, ancak yeteri kadar protein almıyorsanız tatlı isteği yaşamanız çok daha muhtemel. Kahvaltıda yumurta, peynir ve ceviz tüketmek, öğünlerde et/tavuk/balık/yoğurt gibi protein içeren besinlere yer vermek tatlı isteğinize iyi gelebiliyor.

SEBZELERİNİZ ÇEŞİTLİ OLSUN!

Vücuttaki bazı vitamin veya minerallerin eksikliği de tatlı isteği ya da benzer eğilimleri tetikleyebiliyor. Bu nedenle mevsime uygun çeşitli sebzeleri düzenli olarak tüketmeniz hem besin içeriğiyle hem de kan şekerinizi dengede tutmaya yardımcı olarak tatlı isteğinizi azaltabiliyor.

DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN!

Fiziksel aktivite ya da egzersiz serotonin salgılanmasına yardımcı olarak duygu durumunuzun dengede olmasına katkı sağlayabiliyor. Eğer tatlı isteğinizin altında stres, anksiyete veya mutsuzluk gibi sebepler yatıyorsa, egzersiz yapmanız tatlı isteğinizi baskılayabiliyor.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/seker-tuketimini-azaltan-etkili-oneriler-1683458267-146-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/seker-tuketimini-azaltan-etkili-oneriler-1683458267-146-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/seker-tuketimini-azaltan-etkili-oneriler-1683458267-146-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/seker-tuketimini-azaltan-etkili-oneriler-1683458267-146-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/seker-tuketimini-azaltan-etkili-oneriler-5246</link>
                                <pubDate>Sun, 07 May 2023 15:00:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>İşte enginarın bilmeniz gereken 5 faydası</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlıklı yaşamın vazgeçilmez besinlerinden biri olan enginar, papatyagiller ailesinden çok yararlı bir bitki olup aynı zamanda çok iyi bir lif, yani posa kaynağı olan enginar birçok hastalığa karşı da oldukça faydalı... İşte enginarın 5 faydası...

İSTANBUL (İGFA) - Akdeniz bölgesinde yetişen enginarın zengin besin içeriğine sahip olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Enginar A ve C vitamini, kalsiyum, fosfor, demir, potasyum, magnezyum, çinko ve B1, B2, B6 vitaminlerinden zengindir. Aynı zamanda çok iyi bir lif, yani posa kaynağı olan enginar birçok hastalığa karşı faydalı” dedi.

 

Eren, enginarın 5 faydası da şöyle özetledi:

1- KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜR

Enginar içeriğinde bulunan luteolin adlı antioksidan madde kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Enginar yaprağının kan kolesterol seviyelerini düşürdüğünü kanıtlayan birçok bilimsel çalışma mevcuttur.  

2- KARACİĞERİ KORUR

Enginarın en bilinen faydası karaciğeri koruyucu etkisidir. Enginar yaprağı özü karaciğeri koruyup yenilemeye fayda sağlarken, safra üretimini artırarak karaciğerden zararlı toksik maddelerin atılmasına yardımcı olur.  

3- KANSER RİSKİNİ DÜŞÜRÜR

Enginar içeriğindeki birçok antioksidan madde, serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayarak hem bağışıklığı güçlendirir hem de kanserden koruyucu etki sağlar.  

4- KAN ŞEKERİNİ DENGELER VE KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAR

Yüksek lif (posa) içeriği sayesinde enginar kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller ve  vücudun posa ihtiyacını da karşılayarak kan şekerinin dengelenmesine katkıda bulunur. Yine posa içeriği sayesinde sindirim sisteminin de düzgün çalışmasını sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olur.

5- KAN BASINCINI DENGELER

İçeriğindeki potasyum sayesinde vücudun sodyum potasyum dengesini sağlayarak kan basıncının, yani tansiyonun dengede kalmasını sağlar.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/iste-enginarin-bilmeniz-gereken-5-faydasi-1683550355-639-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/iste-enginarin-bilmeniz-gereken-5-faydasi-1683550355-639-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/iste-enginarin-bilmeniz-gereken-5-faydasi-1683550355-639-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/iste-enginarin-bilmeniz-gereken-5-faydasi-1683550355-639-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/iste-enginarin-bilmeniz-gereken-5-faydasi-5269</link>
                                <pubDate>Mon, 08 May 2023 15:49:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bu besinler yağ eritiyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Diyetisyen Rıdvan Arslan, yağ eriten besin ve içeceklerle ilgili tüyolar verdi.

İSTANBUL (İGFA) - Diyetisyen Rıdvan Arslan konu hakkında bilgiler vererek, "İyi bir yağ yakımı için sağlıklı ve dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, kaliteli ve yeterli uyku ve düzenli egzersiz şart. Bu düzene bir de yağ yakımınızı artıracak besinleri eklerseniz bu iş tamamdır" dedi.

İŞTE YAĞ ERİTEN BESİN VE İÇECEKLER

Kırmızı biber: İçeriğindeki kapsaisin fitokimyasalı sayesinde yağ yakımını artırır. 

Somon: En zengin omega-3 kaynaklarından olan somon, bu özelliği sayesinde yağ yakımına destek sağlar. 

Yumurta: Anne sütünden sonraki en kaliteli protein kaynağı olan yumurta kolin içeriğiyle yağ yakımını destekler. Aynı zamanda sağladığı tokluk ile gün içerisindeki iştahınızın daha kontrollü olmasını sağlar. 

Yoğurt: İçeriğindeki kalsiyum ve CLA (konjuge linoleik asit) sayesinde yağ yakımını artırır. Özellikle bel bölgesindeki yağlar için birebirdir. 

Hindistan cevizi: Hindistan cevizi MCT (orta zincirli yağ asidi) bakımından zengindir. MCT’ler metabolizma hızını bir miktar artırarak, yağ yakımına destek sağlar. 

Ananas: İçeriğindeki bromelain enzimi ile ödem atmaya yardımcı etkisinin yanında yağ yakımı metabolizmasını da destekler. 

Kabak çekirdeği: Zengin çinko içeriği sayesinde leptin ile çalışarak iştahı düzenler ve yağ yakımında etkin rol oynar. 

Avokado: İçeriğindeki tekli doymamış yağ asitleri sayesinde yağ yakımını destekler aynı zamanda uzun süre tokluk sağladığı için gün içerisindeki kalori alımınızı azaltır. 

Yeşil çay: İçeriğindeki epigallokateşin gallat fitokimyasalı sayesinde yağ yakımını artırır. 

Kahve: Kahve kafein içeriğiyle yağ yakmaya birebirdir. Aynı zamanda yorgunluğu gidererek ve enerji üretiminizi artırarak daha fazla hareket etmenize destek sağlar. 

Zerdeçal: İçeriğindeki kurkumin fitokimyasalı sayesinde yağ yakımını artırır. 

Zencefil: İçeriğindeki gingerol fitokimyasalı sayesinde yağ yakımını artırır. 

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-yag-eritiyor-1685349519-150-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-yag-eritiyor-1685349519-150-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-yag-eritiyor-1685349519-150-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-yag-eritiyor-1685349519-150-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bu-besinler-yag-eritiyor-5404</link>
                                <pubDate>Mon, 29 May 2023 11:35:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bu besinler pişirildiğinde daha sağlıklı oluyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Nev Esentepe Beslenme ve Diyet Bölümünden Dyt. Çağla Güngör, besin tüketimiyle ilgili tüyolar verirken, özellikle pişirildiğinde içindeki besleyiciliği artan ürünlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

BURSA (İGFA) - Günlük yaşantımızda tükettiğimiz bazı besinler çiğ olması durumunda besleyici durumdayken, bazıları ise içindeki besin maddelerinin ortaya çıkması için ısı ihtiyacı oluşabiliyor.

Dyt. Çağla Güngör; brokoli, karnabahar ve Brüksel lahanasında, bu sebzelere özgü, tat ve koku veren bir madde olan ‘glukosinolat’ maddesinin pişirme sonucunda antioksidan, antimikrobiyal, antikanserojen etkiler sağladığını söyledi.

 

Güngör, içeriğindeki ‘karotenin etkisiyle havucun da çiğ haline göre pişirildiğinde besleyiciliğinin daha yüksek olduğunu kaydetti.

Ispanağın içeriğinde bulunan maküler dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) indirgeyen lutein maddesinin de pişirildiğinde daha yüksek besleyicilik sağladığını kaydeden Dyt. Çağla Güngör, “Ancak çiğ halindeki C vitamini pişmişe göre daha yüksektir bu sebepten neye ihtiyacınız varsa fonksiyonel düşünülebilir. Domatesin de içeriğinde bulunan ‘’likopen’’ maddesinin etkisi ısıl işlem görmesiyle artmakta, özellikle erkeklerde prostat kanserine karşı korucu olabilmektedir. Bununla birlikte, mantar türlerinin pişirilmesi sonucu toplam antioksidan oranlarının çiğ haline göre yüksek değerlere ulaştığı da tespit edilmiştir” ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-pisirildiginde-daha-saglikli-oluyor-1685439240-440-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-pisirildiginde-daha-saglikli-oluyor-1685439240-440-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-pisirildiginde-daha-saglikli-oluyor-1685439240-440-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/05/bu-besinler-pisirildiginde-daha-saglikli-oluyor-1685439240-440-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bu-besinler-pisirildiginde-daha-saglikli-oluyor-5412</link>
                                <pubDate>Tue, 30 May 2023 12:54:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sağlık deposu: Kekik çayı</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Mutfakların en sevilen baharatlarından kekik, sağlık için de çok faydalı. Beslenme uzmanları, kekik çayının sağlık problemlerine karşı destekleyici de olduğunu belirtti.

İSTANBUL (İGFA) - Ballıbabagiller ailesine ait olan kekiğin yapılan araştırmalara göre 400’den fazla çeşidi bulunuyor.

Kekik çayının, taze kekik dallarının veya kekik çiçeklerinin demlenmesi ile hazırlanan bir bitki çayı olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bir tutam kekik ve bir miktar sıcak su kekik çayı için yeterli. Kekik çayı yapılırken öncelikle yarım litre su bir çaydanlığa alınır ve kaynatılır. Ardından yaklaşık 1 tatlı kaşığı kuru veya taze kekik bardağa alınır ve üzerine kaynayan su eklenir. Üzeri kapalı bir biçimde 10-15 dakika demlenmeye bırakılır. Demlendikten sonra süzülerek tüketilir. İsteğe bağlı olarak bir çay kaşığı bal ve limon ilave edilebilir” dedi.

 

Beslenme ve Diyet Uzmanı Örnek, “Kekik çayı kalp ve damar sağlığı başta olmak üzere sağlık üzerine birçok faydası var. Yaklaşık 1 gram kekik içerisinde; K vitamini, kalsiyum, demir, manganez gibi önemli vitamin ve mineraller bulunuyor. Kekik çayının bu özellikleri, onu sağlık üzerinde olumlu etkiler gösteren bir bitki çayı haline getiriyor” dedi.

KEKİK ÇAYI BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİYOR

Bu arada laboratuvar ortamında yapılan bazı çalışmalara göre kekiğin kan basıncını düşürmeye yardımcı olurken aynı zamanda da antioksidan bakımından oldukça zengin bir bitki olduğunu söyleyen Tuba Örnek, “Yapılan bilimsel araştırmalara göre kekiğin içerisinde antibakteriyel özelliklere sahip önemli bileşenler bulunuyor. Kekik çayı, sindirim sistemini rahatlatmaya ve hazımsızlığı gidermeye yardımcı olurken; bağışıklık sistemini güçlendirmeye, solunum yollarını rahatlatmaya, kilo kontrolüne ve stresi azaltmaya destek oluyor. Kekik çayı içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde akne, mantar gibi cilt sorunlarına bağlı semptomların hafiflemesine de yardımcı oluyor” diye konuştu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/saglik-deposu-kekik-cayi-1685546675-26-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/saglik-deposu-kekik-cayi-1685546675-26-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/saglik-deposu-kekik-cayi-1685546675-26-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/saglik-deposu-kekik-cayi-1685546675-26-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/saglik-deposu-kekik-cayi-5434</link>
                                <pubDate>Wed, 31 May 2023 18:09:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bakan Koca'dan 'kızamık' paylaşımı</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, "Ülkemizde kızamık vakalarına bağlı ölümler olduğu yönünde medyada yer alan haberler gerçeği yansıtmamaktadır" dedi.

ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de kızamık vakalarına bağlı ölümler olduğuna dair haberlerin gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Kızamığa bağlı bir ölüm söz konusu değildir. Kızamığa bağlı olduğu veya olabileceği iddia edilen ölümün nedeni HIV/AIDS hastalığı kaynaklı multiorgan yetmezliğidir. Hasta 2015 doğumlu, yabancı uyrukludur" ifadesini kullandı.

"Son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yurtdışından gelen vakalara bağlı olarak kızamık vakalarında bir artış olduğunu" kaydeden Koca, ebeveynlere çocuklarının sağlığı için "aşı konusunda titiz davranma" çağrısı yaptı.

https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1670688779667922945
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bakan-koca-dan-beklenen-aciklama-paylasimi-1646141207-286-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bakan-koca-dan-beklenen-aciklama-paylasimi-1646141207-286-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bakan-koca-dan-beklenen-aciklama-paylasimi-1646141207-286-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bakan-koca-dan-beklenen-aciklama-paylasimi-1646141207-286-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bakan-kocadan-kizamik-paylasimi-5546</link>
                                <pubDate>Mon, 19 Jun 2023 12:41:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kızamık hastalığı yeni salgın mı?</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Son dönemlerde kızamık vakalarının hızla artmasının ardından ortaya çıkan spekülatif haberlere karşı Prof. Dr. Serhat Fındık, kızamık hastalığı hakkında bilinmeyenleri anlattı.

Zübeyde ÖZLÜ - Herkes Duysun / BURSA (İGFA) - Son dönemde gündemi işgal eden Kızamık hastalığının hızla yayılması ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Serhat Fındık, “Kızamık, çocukluk çağı hastalıklarından bir tanesidir. Ancak yıllardır salgını görülmüyor. Bunun en önemli tedbirlerinden biri hijyenik koşulların dünyada yer edinmesi, aşıların düzenli olarak uygulanması, hayat kalitesinin artmasıdır. Son zamanlarda ülkemizin de içinde bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kızamığa bağlı ölümler son derece nadir görülmektedir.” ifadelerini kullandı.

 

Bir süredir kızamık hastalığı sebebiyle gündeme gelen ölüm haberlerinin doğru olmadığını vurgulayan Fındık, “Kızamık salgını olarak dile getirilen hadisenin aslında Kızamık salgını olmadığını net olarak biliyoruz. Bu tamamen çocukların farklı hastalıklardan vefat etmesidir. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da bu konuda açıklama yapmıştı. Yani ülkemizde bazı doktorların iddia ettiği gibi Kızamık salgını diye bir durum söz konusu değildir. Herhangi bir korkuya gerek yoktur.” dedi.

“DERİ DÖKÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKMADAN 24-48 SAAT ÖNCE BULAŞICILIK BAŞLAR”

Kızamık hastalığının bulaşıcılık evreleri hakkında da bilgi veren Fındık, “İnkübasyon denilen bir kuluçka dönemi vardır. Daha sonra derideki döküntüler ortaya çıkmadan 24- 48 saat önce bulaşıcılık başlar. Yaklaşık 3 ila 4 gün devam eder ama az önce de ifade ettiğim gibi Kızamığa karşı hem bağışıklık durumu yüksektir hem de aşıların da etkisi devam ederken bulaşsa bile bu virüs herhangi şekilde ciddi hadiseye yol açmadan bağışıklık sistemi tarafından kolaylıkla yok edilebilir.” şeklinde konuştu.

 

Kızamık hastalığının tedavi yöntemlerine de değinen Fındık, kızamığın kendine özgü bir ilaç tedavisi olmadığına vurgu yaparak, "Virüs hastalıklarının büyük çoğunluğunda da böyledir zaten. Kızamıktan korunmak için beslenmeye dikkat edilecek, hem et hem sebze ve daha çok ev yemekleri ağırlıklı beslenilmeli, yeterince su tüketilmeli. C ve D vitaminleri burada oldukça önemli. En önemlisi ise erken dönemde anne sütünün inanılmaz etkisi... Çocuklara en az 9 ay anne sütü verilmesi çok önemli. Çünkü ilerideki bağışıklık sisteminin yapı taşını burası oluşturuyor. Bunlara dikkat edildiği zaman Kızamık, korkulması gereken bir hastalık değildir" diye konuştu.

“KIZAMIK AŞISI UYGULANMALI MI?”

Kızamık aşısının neredeyse hastalık bittikten sonra uygulanmaya başladığını belirten Prof. Dr. Serhat Fındık,  kızamık hastalığının ölümcül evresi hakkında da, "Kızamık boğazdan başlar. Bununla birlikte deride döküntülerin başlaması ile ölümcül evreye geçiş sürecine girer. Burada önemli nokta akciğerlerdir. Bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda, akciğerlere tutunup da zatürreye yol açarsa ve üzerine bakteri de eklenirse işte o zaman tedavisi daha da güçleşir" dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi-1687534454-13-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi-1687534454-13-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi-1687534454-13-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi-1687534454-13-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi-5572</link>
                                <pubDate>Fri, 23 Jun 2023 18:27:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kurban Bayramı'nda nasıl beslenmeliyiz?</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi’nde” yer alan katılımcılara Kurban Bayramında sağlıklı beslenme konusunda seminer verdi

KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin “Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi’nde” yer alan katılımcılara Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken konular hakkında seminer verildi. 

Aile bireylerinin bir araya geldiği, birbirinden lezzetli geleneksel yemekler eşliğinde hasret giderildiği bayramda, yemeklerin doğru şekilde tüketildiği zaman sadece ruhumuza değil bedenimize de iyi geleceğine vurgu yapıldı.

YİYECEKLER DOĞRU ŞEKİLDE VE MİKTARDA TÜKETİLMELİ

Gebze’de bulunan Anne Şehir Merkezi Gelincik ve Defne Tesisleri’nde yoğun bir katılımla gerçekleşen program yaklaşık 2 saat sürdü. 

 

Daha keyifli ve daha sağlıklı bir bayram geçirmenin dikkatli beslenme ile olacağına vurgu yapan Büyükşehir diyetisyenleri, kalp-damar, diyabet,  hipertansiyon ve böbrek hastalarının risk altında bulunduklarını ifade etti. Sağlıklı bireylerin dikkatli beslenmediğinde ise sindirim problemi, midede şişkinlik, ağrı, kabızlık, kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesi gibi sağlık engelleri ile karışılabilecekleri belirtildi.

ETLER EN AZ 24 SAAT BEKLETİLMELİ

Bayram sabahı kurban kesme telaşı ile kahvaltı öğününün atlanabildiği hatırlatılan seminerde, kahvaltı öğününün sağlıklı bir gün geçirmek için önemli olduğu belirtildi.

Seminerde, “Kurban Bayramı’nda kahvaltı genellikle kavurma eşliğinde yapılır. Oysaki etin kesildikten sonra hemen tüketilmesi doğru değildir. Ölüm katılığı nedeniyle et bu esnada yeterince lezzetli ve yumuşak olmaz, pişme süresini uzatır. Sindirim ile ilgili problemlere neden olabilir. Bu nedenle etler en az 24 saat bekletilmeli ve daha sonra tüketilmelidir. Et tüketimini diğer günlere bırakıp, ilk gün yumurta, peynir, söğüş sebzeler, taze yeşillikler, tam tahıllı ekmek gibi besinlerle sağlıklı bir kahvaltı tercih edilmelidir. Diğer günlerde ise eğer et tüketecekseniz yanında aynı besin grubundan olan peynir ve yumurtayı tüketmemeniz gerekmektedir. Yine söğüş sebzeler ve tam tahıllı ekmekle beraber etinizi tüketebilirsiniz” ifadelerine yer verildi.

KURBAN ETLERİ NASIL SAKLANMALIDIR?

Seminerde, kurban eti saklamanın püf noktaları da anlatıldı. Bu bağlamda katılımcılara, “Kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir. Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Etler buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 santigrat derecede 3-6 ay saklanabilmektedir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı "mikroorganizmalar" için üreme ortamı oluşturur. Etin çabuk çözünmesi amacıyla uygulanan kalorifer, soba üzerinde çözünme, oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir. Buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır” bilgisi verildi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kurban-bayrami-nda-nasil-beslenmeliyiz-1687767640-625-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kurban-bayrami-nda-nasil-beslenmeliyiz-1687767640-625-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kurban-bayrami-nda-nasil-beslenmeliyiz-1687767640-625-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kurban-bayrami-nda-nasil-beslenmeliyiz-1687767640-625-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/kurban-bayraminda-nasil-beslenmeliyiz-5583</link>
                                <pubDate>Mon, 26 Jun 2023 11:19:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>İptal edilen Aile Hekimliği Kanunu'na sendikal çağrı!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük, siyasi ve idari yetkililere “AYM kararı ile iptal edilen Aile Hekimliği Kanunu, yeniden düzenlenirken yine Anayasa’ya aykırı olamaz” çağrısında bulundu.

ANKARA (İGFA) - Birlik ve Dayanışma Sendikası, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin hukuka aykırı tüm maddelerini Danıştay’a taşımıştı. Danıştay’ın başvurusu ile Anayasa Mahkemesi, yönetmeliğin dayandığı 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun ilgi maddesinin iptaline hükmetmiş ve kararın Resmi Gazete'de yayınlandığı tarihten başlamak üzere idareye yeni kanun düzenlemesi için 9 aylık süre vermişti.

Konu ile ilgili Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük açıklama yaptı.

Dr. Derya Mengücük açıklamasında, Birlik ve Dayanışma Sendikası olarak 30 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin hukuka aykırı tüm maddelerini Danıştay’a taşıdıklarına vurgu yaparak, "Danıştay’ın başvurusu ile Anayasa Mahkemesi, yönetmeliğin dayandığı 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun ilgi maddesinin iptaline hükmetmiş ve kararın Resmi gazetede yayınlandığı tarihten başlamak üzere idareye yeni kanun düzenlemesi için 9 aylık süre vermişti. Son tarih olan 5 Mayıs 2023’e yaklaşırken TBMM’ye sunulan yeni bir torba kanun düzenlemesinde Aile Hekimliği Kanunu ile ilgili değişiklikler de yer aldı. Kanun taslağını incelediğimizde görüyoruz ki; Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptal edilen kanun, yine Anayasa’ya aykırı olarak düzenlenmek isteniyor. AYM, hukuksuzluğu düzeltin diyor, bunu yapması gereken kanun yapıcılar yeni hukuksuzluklar yaratıyor. Yanlışı, yeni yanlışlarla düzeltmeye çalışmak Aile Hekimliğini kısır bir döngüye sokmak dışında Anayasa’ya ve hukuka karşı özensiz bir anlayıştır" diye konuştu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-kizilcik-serbeti-ictik-demeyecegiz-1681716763-79-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-kizilcik-serbeti-ictik-demeyecegiz-1681716763-79-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-kizilcik-serbeti-ictik-demeyecegiz-1681716763-79-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-kizilcik-serbeti-ictik-demeyecegiz-1681716763-79-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/iptal-edilen-aile-hekimligi-kanununa-sendikal-cagri-5582</link>
                                <pubDate>Mon, 26 Jun 2023 11:32:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Bayramda et tüketirken ciğerinizden olmayın!</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla Uzman Diyetisyen Ebru Çağıl, karaciğer yağlanmasına karşı sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgiler aktarırken özellikle devedikeni, zerdeçal ve kolin içeren fitoterapötik takviyelerin önemine dair açıklamalarda bulundu.

İSTANBUL (İGFA) - Uzmanlara göre Kurban Bayramı'nı sağlıklı ve rahat geçirebilmek için günlük et tüketimine dikkat edilmesi ve aşırıya kaçılmaması gerekiyor.

Fazla et tüketimi karaciğer yağlanmasına sebep olurken uzun vadede sessiz katil olarak bilinen NASH hastalığını ortaya çıkarabiliyor.

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle Uzman Diyetisyen Ebru Çağıl, sağlıklı beslenmeyle ilgili bilgiler aktardı, özellikle devedikeni, zerdeçal ve kolin içeren fitoterapötik takviyelerin kullanımını önerdi.

 

Karaciğer fonksiyonlarının özellikle Kurban Bayramı döneminde olumsuz etkilenmesinin önüne geçmek için basit tedbirlerin yeterli olduğunu dile getiren Çağıl, şu önerilerde bulundu:

    Öncelikle et tüketimi kızartma, kavurma şeklinde değil, haşlama, ızgara, buğulama pişirme yöntemleriyle tercih edilmeli.     Lifler, kan kolesterol seviyeleri ve sindirim sisteminin normal fonksiyonunda kalması için önemli. Fakat Kurban Bayramı’nda lif tüketimi de azalır. Bu sebeple ızgara et yanında salata tercih edilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır.     Kahvaltı et ile başlamamalı, bayramda normal kahvaltı düzeni ile ilerlenmeli.     Etler, kurban kesildikten sonra hemen tüketilmemeli, mutlaka dinlendirilmeli.     Bayramda da hareketsiz kalmamak gerekir. Yapılan fiziksel aktiviteler, kan şekeri dengesinde ve sindirim işlevlerinin daha sağlıklı gerçekleşmesinde önemlidir.     Bayramda sıvı tüketimi ihmal edilmemeli. Çay, kahve sınırlandırılıp su tüketimi artırılmalı.     Yoğun et tüketimi özellikle karaciğer fonksiyonlarını etkileyeceğinden, karaciğeri standardize bitki özütleriyle desteklemek çok önemli. Özellikle standardize devedikeni ve zerdeçal; kolesterol seviyelerinin düşürülmesine, karaciğer enzimlerinin düzenlenmesine yardımcı olur ve karaciğer dokularının kendini yenileme kapasitesini artırır. Antioksidan ve antienflamatuar özellikleriyle et tüketiminin yoğun olduğu bu dönemde karaciğeri oksidatif strese karşı korur. Yalnız her deve dikeni aynı etkiyi göstermez, kullanacağınız deve dikeninin içerisindeki silibin oranı %80 olmalıdır. Kolin desteği ise karaciğerin normal fonksiyonlarının korunmasına yardımcıdır. Bu üç etkin desteğin bir arada bulunduğu standardize ürünleri kullanmanızı öneririm. 
]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bayramda-et-tuketirken-cigerinizden-olmayin-1687794751-127-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bayramda-et-tuketirken-cigerinizden-olmayin-1687794751-127-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bayramda-et-tuketirken-cigerinizden-olmayin-1687794751-127-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/bayramda-et-tuketirken-cigerinizden-olmayin-1687794751-127-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/bayramda-et-tuketirken-cigerinizden-olmayin-5604</link>
                                <pubDate>Mon, 26 Jun 2023 18:41:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kanser tedavisinde yol haritasını genetik testler belirliyor</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[                                                                                                Genetik bilimi ve genetik testler sayesinde kanser tedavisinde heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Genetik testler ile tümörün moleküler profillemesi her hasta için en uygun tedavinin belirlenmesi hedefleniyor. Biyoteknoloji alanında yaşanan bilimsel gelişmeler sayesinde kanser artık romatoid artrit gibi kronik bir hastalık olma yolunda.İSTANBUL (İGFA) - Genetik bilimi ve genetik testler sayesinde kanser tedavisinde heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Genetik testler ile tümörün moleküler profillemesi her hasta için en uygun tedavinin belirlenmesi hedefleniyor. Biyoteknoloji alanında yaşanan bilimsel gelişmeler sayesinde kanser artık romatoid artrit gibi kronik bir hastalık olma yolunda.

Tümörün aklı hepimizden büyük. Çok büyük bir yapay zekâ var tümörün içinde. O da hayatta kalabilmek için çok farklı yolakları kullanarak, farklı mutasyonlar geliştiriyor. Teknoloji ve genetik ilerledikçe aslında, hastalar da fark ediyorlar ki eskiden bir yakınına uygulanan tedavi, kendisinde farklılaşmış durumda. Ya da aynı hastaya bir yıl önce uygulanan bir tedavi, bir şekilde progresyon (kötüleşme) veya düzelme nedeniyle bir yıl sonra değiştirilebiliyor. Bütün bunlar aslında bilimin ışığında, bilim dayanağı ile yapılıyor.

Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsi geçen biyobelirteç araştırma geliştirme ve moleküler tanı konusundaki gelişmeleri paylaşmak üzere Amerikan biyoteknoloji şirketi Illumina'nın katkılarıyla, Nesiller Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen “Empowering Precision Oncology Through Genomics In Türkiye” başlıklı toplantı gerçekleştirildi.

Toplantıda, Heidelberg Üniversitesi Patoloji Enstitüsünden Dr. Daniel Kazdal ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Üyesi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Salı Medikal Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, kanser alanında genetik ve biyoteknolojideki gelişmelerle büyük bir devrim yaşandığını kaydederek, onkoloji dünyasının kanserleri artık türlerine göre değil, hastadaki moleküler mekanizmasına göre ele aldığını vurguladı ve önemli bilgiler verdi.

Nesiller Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi Kurucusu, Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön’ün ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda genetik testler sayesinde kanser tedavisinde başarı oranlarında yaşanan artış hakkında bilgi paylaşımı gerçekleştirildi.

Toplantı hakkında açıklamalar yapan Dr. Özgön çalışmaları için, “Genetik testler, kişinin kanser olma riskini artırabilecek olası mutasyonları veya tedavi planlamasını etkileyebilecek moleküler mekanizmaları inceler. Bu anlamda, genetik testler artık kanser tedavisinin ayrılmaz ve önemli bir parçası. Çünkü risk azaltma, tarama stratejileri, tedavi seçenekleri ve takibe rehberlik ediyorlar. Biz de merkezimizde kanser hastaları ya da kalıtsal kanser riski taşıyabilecek bireyler için aile hikayesinin çıkarılması, uygun genetik testin belirlenmesi, uygulanması ve analizinin yorumlanması ile hekimlerin tanı ve tedavi kararlarına destek oluyoruz” dedi.

Toplantının moderatörlüğünü gerçekleştiren Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Üyesi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Medikal Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, kanser alanında genetik ve biyoteknolojideki gelişmelerle büyük bir devrim yaşandığını kaydederek, onkoloji dünyasının kanserleri artık türlerine göre değil, hastadaki moleküler mekanizmasına göre ele aldığını vurguladı.

Prof. Dr. Mandel, “Kanser asrımızın en korkulu hastalığı. Ama kanserde çok fazla yenilik oldu. Asrın buluşları diyebileceğimiz, hastalığın ve hastaların genetik yapılarını, moleküler özelliklerini ve değişik aşamalarda kanda dolaşan tümör hücreleri dahil olmak üzere hastalığın seyrini takipte çok büyük aşamalar ve yeni ufuklar belirdi. ‘Eskiden bizim yaptığımız konfeksiyonmuş’ diyoruz artık kendi aramızda. Şimdi, ‘butik’ çalışıyoruz; kişiye özel tedaviler planlıyoruz ve bu kişiye özel planladığımız tedavileri hayata geçirebilmek için istiyoruz ki bunu tetikleyen bir mutasyon varsa onu gösterelim. İşte bunun için de hem kanserli dokudan alınan örnekler, o yetersiz olursa kandan alınan örneklerle moleküler testler yapıyoruz. Bu, her kanser için hemen hemen artık kaçınılmaz oldu," dedi.


]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/turk-bilim-insanlari-kanser-tedavisinde-yeni-molekul-belirledi-1673595141-643-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/turk-bilim-insanlari-kanser-tedavisinde-yeni-molekul-belirledi-1673595141-643-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/turk-bilim-insanlari-kanser-tedavisinde-yeni-molekul-belirledi-1673595141-643-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/turk-bilim-insanlari-kanser-tedavisinde-yeni-molekul-belirledi-1673595141-643-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/kanser-tedavisinde-yol-haritasini-genetik-testler-belirliyor-5614</link>
                                <pubDate>Fri, 30 Jun 2023 11:26:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kene kontrolü yapmayı unutmayın</title>
                                <description><![CDATA[]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[                                                                                                Bayram tatilinin 9 güne çıkartılmasıyla birlikte, yeşil alanlarda geçirdiğimiz zaman artıyor. Yaz ayının gelmesi kene endişesini de yükseltiyor.İSTANBUL (İGFA) - Hem tatilciler, hem de pikniğe çıkanlar soluğu kırlarda alıyor.

Güzel ve keyifli bir bayram tatili geçirirken, açık alanlarda uzun süre bulunmak, bazı hastalıkların da görülme sıklığını artırabiliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan  Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kenelerin bulunduğu alanda çalışanlar, piknik yapanlar, avcılar, veterinerler, kasaplar ve sağlık çalışanlarının risk grubu içerisine girdiğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı hakkında bilgi verdi. Mamçu, temel olarak yabani hayvanlarda ve kenelerde bulunan ve her sene Mayıs – Eylül ayları arasında görünen Kırım – Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan etken virüs hakkında şunları söyledi: “Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı bir RNA virüsü, Crimean-Congo haemorrrhagic fever virüsüdür. Virüs, kenelerin ısırması sonucu tavşanlara, bazı kuşlara, kemiricilere, sığır, koyun ve çiftlik hayvanlarına bulaşabilir. Fakat keneler ve hayvanlarda hastalık oluşturmaz sadece insanları etkiler. Kırım – Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yol açan virüs, insanlara temel olarak, virüs taşıyan kenenin ısırması ile bulaşır. Bunun dışında, virüs taşıyan hayvanların (sığır, koyun, çiftlik hayvanları vb.) kan ve dokularıyla temasla da bulaşabilir. Ayrıca, kenelerin bulunduğu alanda çalışanlar, piknik yapanlar, avcılar, veterinerler, kasaplar ve sağlık çalışanları risk grubu içerisine girer.”


]]></content:encoded>
                                <image>http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kene-kontrolu-yapmayi-unutmayin-1688114402-589-x750.jpg</image>
                                <media:content url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kene-kontrolu-yapmayi-unutmayin-1688114402-589-x750.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kene-kontrolu-yapmayi-unutmayin-1688114402-589-x750.jpg"/>
                                <enclosure url="http://duyut.com/content/uploads/haberler/2023/06/kene-kontrolu-yapmayi-unutmayin-1688114402-589-x750.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://duyut.com/kene-kontrolu-yapmayi-unutmayin-5613</link>
                                <pubDate>Fri, 30 Jun 2023 11:37:00 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>