
İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hatice Aslan Sırakaya’dan Çölyak Uyarısı
16 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çölyak hastalığının toplumda sanılandan daha yaygın görüldüğünü belirterek erken teşhisin ve bilinçlenmenin önemine dikkat çekti.
Çölyak hastalığının genetik temelli bir emilim bozukluğu olduğunu ifade eden Kayseri Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hatice Aslan Sırakaya, hastalığın çoğu zaman farklı belirtilerle ortaya çıktığını ve bu nedenle gözden kaçabildiğini söyledi.
Sırakaya, “Çölyak hastalığı bağırsaklarda emilim bozukluğuna yol açan, genetik geçişi olan bir hastalıktır. Bizim tahmin ettiğimizden ve toplumda bilinen oranlardan daha sık görülmektedir. Bu nedenle hem hekimler hem de vatandaşlar tarafından önemsenmesi ve farkındalık oluşturulması gereken bir sağlık sorunudur” diye konuştu.
Hastalığın yalnızca kronik ishal ile sınırlı olmadığını vurgulayan Sırakaya, birçok farklı belirtiyle kendini gösterebildiğini kaydeden Sırakaya, “Toplumda genellikle sadece ishalle seyreden bir hastalık olarak biliniyor ancak demir eksikliği anemisi, halsizlik, çabuk yorulma, kemik erimesi, çocuklarda büyüme geriliği ve boy uzamasında yavaşlama gibi çok farklı klinik tablolarla karşımıza çıkabiliyor. Özellikle nedeni açıklanamayan demir eksikliği olan hastalarda çölyak mutlaka araştırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Aralıklı glüten tüketiminin bazı hastalarda dönemsel şikayetlere yol açabileceğini ifade eden Sırakaya, uzun süren bağırsak sorunlarının normal kabul edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Hastalardaki belirtilere değinen Sırakaya, “Bazı hastalarımız hayatlarının büyük bölümünü ishal ataklarıyla geçirebiliyor ve bunu kendi rutinleri olarak görüp önemsemeyebiliyor. Oysa bu durum normal değildir ve mutlaka altında yatan sebep araştırılmalıdır. Glüten tüketimine bağlı olarak aralıklı ataklar gelişebilir” şeklinde konuştu.
Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Sırakaya, başvuru ve tetkik aşamalarını şöyle anlattı: “Çölyak şüphesi olan hastalar iç hastalıkları polikliniklerine başvurabilirler. Öncelikle vitamin eksiklikleri ve demir düzeyleri değerlendirilir. Ardından çölyak için özel antikor testleri yapılır. Ancak kesin tanı endoskopi sırasında alınan bağırsak biyopsisi ile konulur. Çölyak düşündüğümüz hastalarda mutlaka endoskopik inceleme yapılması gerekir.”
Çölyak hastalığının tamamen ortadan kalkan bir hastalık olmadığını belirten Sırakaya, tedavinin temelinin ömür boyu glütensiz beslenme olduğunu vurgulayarak, “Çölyak hastalığının bugün için kesin bir ilaç tedavisi yoktur. Bu hastalık beslenme düzeniyle kontrol altına alınır. Glütensiz beslenme bir moda ya da zayıflama yöntemi değildir; çölyak hastaları için bir yaşam biçimidir. Glütenden uzak durulduğunda bağırsaklarda iyileşme sağlanabilir” dedi.
Vitamin eksikliklerinin bazı ciddi sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Sırakaya, farklı şikayetlerle başvuran hastalarda da çölyak ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, “Yoğun vitamin eksikliği olan, nedeni açıklanamayan kısırlık problemi yaşayan ya da erken yaşta kemik erimesi görülen hastalarda da çölyak hastalığı mutlaka akılda tutulmalıdır” ifadelerine yer verdi.
Glüten içeren besinler ve çapraz bulaş konusuna da değinen Sırakaya, şu uyarılarda bulundu:
“Buğday, arpa ve çavdar glüten içerir. Çölyak hastaları mısır, pirinç, sebze ve meyveleri rahatlıkla tüketebilir. Ancak çapraz bulaş dediğimiz durum çok önemlidir. Glütenli bir ürünle temas etmiş bir yüzeyde hazırlanan glütensiz bir ürün bile hastalarda atağa neden olabilir. Bu nedenle mutfakta kullanılan ekipmanlara ve hazırlama süreçlerine büyük dikkat gösterilmelidir.”
Toplumda görülme oranının yaklaşık yüzde 1 civarında olduğuna dikkat çeken Sırakaya, Dünya Çölyak Günü’nün farkındalık oluşturmak açısından önemli bir gün olduğunu sözlerine ekledi.








