
TÜİK bu fiyatları nereden alıyor?
. Resmî verilere göre yıllık enflasyon yüzde 32,61 olarak açıklanırken, vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı bunun çok daha üzerindedir.
TÜRK-İŞ’in Mayıs 2026 verilerine baktığımızda ise durumun vahameti çok daha net ortaya çıkmaktadır.
Bugün dört kişilik bir ailenin:
- Açlık sınırı 35 bin 174 TL’ye,
- Yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL’ye ulaşmıştır.
- Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 45 bin 488 TL olmuştur.
Bugün ülkemizde yoksul sayılabilmek için bile haneye 114 bin lira girmesi gerekiyor. Bu iktidar aziz milletimizi yoksulluğa bile hasret bırakmış, açlık sınırının altına mahkûm etmiştir.
Şimdi soruyoruz:
Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile nasıl ayakta kalacaktır?
Emekli maaşıyla yaşam mücadelesi veren milyonlar ne yapacaktır?
Gençler nasıl ev kuracak, nasıl gelecek planı yapacaktır? Eskiden gençlerimiz evlilik öncesi mobilya takımı, düğün salonu bakardı, şimdi evlenebilmek için bankalardan kredi onayı bekliyorlar.
Bugün Türkiye’de artık mesele sadece enflasyon değildir.
Mesele; adaletsiz gelir dağılımıdır,
Mesele; üretimin durmasıdır,
Mesele; vatandaşın alın terinin her geçen gün daha da değersiz hale gelmesidir.
Bir tarafta lüks ve israf büyürken, diğer tarafta vatandaş temel gıda ürünlerini dahi hesap ederek almak zorunda kalmaktadır. İnsanlarımız artık etin kilosunu değil, gramını konuşur hale gelmiştir. Kasap önünden geçmek lüks, çocuklara süt alabilmek ise artık bir lütuf haline gelmiştir. Saraylarda porsiyonlar küçültülmezken millet tenceresinde ne kaynatacağını bilemez, kaynatacak bir şeyler alamaz hale gelmiştir.
Saadet Partisi olarak bizler;
İnsanı merkeze alan,
Üretimi önceleyen,
Adil paylaşımı esas alan bir ekonomi anlayışını savunuyoruz.
Çünkü biliyoruz ki;
Faize, borca ve tüketime dayalı bir ekonomik düzen milletimizi refaha değil, yoksulluğa sürüklemektedir. Bir avuç zengini daha da zengin eden bu düzen, Kayserili esnafımızın da çalışan işçimizin de belini bükmektedir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı;
Rakamlarla algı yönetimi değil,
Milletin sofrasındaki yangını söndürecek gerçek çözümlerdir.
Biz Saadet Partisi olarak;
Emeklinin,
Asgari ücretlinin,
Esnafın,
Çiftçinin,
İşçinin yanında olmaya devam edeceğiz.
Vatandaşımız şunu çok iyi bilmelidir:
Bu ülkenin kaynakları vardır.
Bu millet çalışkandır.
Sorun kaynak eksikliği değil, adalet eksikliğidir. Paylaşımda adalet olmadığı müddetçe ne rakamlar büyür ne de yüzler güler.
Adil bir yönetim anlayışıyla Türkiye yeniden ayağa kalkacaktır.
Katılımınızdan dolayı teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.







